TATLI SU

Yılan Cichlid

Latince Adı: Julidochromis marlieri
Habitatı ve Anavatanı: Tanganika Gölü’nün Kayalık Bölgeleri
Beslenme Biçimi: Doğada küçük omurasızlarla beslenirler.
Davranış Biçimi: Barışçıl
Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl
Yüzme Seviyesi: Taban
Üreme: 50–100 Yumurtayı Kovuklara Bırakır
Sıcaklık: 24 ° – 28 ° C
En Fazla Büyüdüğü Boy: 15 cm
En Az Akvaryum Hacmi: 100 litre.
Su Sertliği: Çok Sert
pH: 8,6–9,1

İnce ve uzun bir vücuda sahip olan bu cichlid türü narin yapıları ile dikkat çeker. Ülkemizde az bilinen Tanganyika Cichlid’leri arasındadır. İyi filtre edilen kayalık akvaryumları severler. Pul ve canlı yemlerden hoşlanırlar. Üremeleri zor olmakla birlikte, az sayıda yumurta bırakırlar.

Üreme : Bu tür yumurtalarını akvaryumdaki çeşitli kovuklara bırakır.Bu nedenle kayalık girintili çıkıntılı dekorlar tercih edilmelidir.

Bakım Özelliği : Bu türün er sahiplenmesi oldukça ünlüdür.Akvaryumda kendine bir alan belirler ve orayı ölümü pahasına korur.Bu nedenle karma tanklarda bakılmamalıdır.Erkek balık sayısı tank çok büyük değilse 1 tanede sınırlandırılmalıdır.Bakılacağı akvaryum son derece kayalık şekilde dekore edilmelidir.

alıntıdır

Buz Balığı

Makrakanta

Latince Adı: Chromobotia macracanthus, Botia Macracantha
Coğrafik Kökeni: Güney Doğu Asya
Beslenme Biçimi: Hem etçil, hem otçul.
Davranış Biçimi: Agresif
Kendi Türlerine Davranışı: Agresif
Cinsiyet Ayrımı: Erkeklerin kuyruk yüzgeçleri içe doğru kıvrıktır.
Yüzme Seviyesi: Taban ve orta seviye
Üreme: Düz yumurta döker, üretilmesi zordur.
Sıcaklık: 25°C – 30°C
En Fazla Büyüdüğü Boy: 40 cm.
En Az Akvaryum Hacmi: 500 litre
Su Sertliği: 5 – 15 °dH
pH: 6.0 – 7.0
Zorluk Seviyesi: 3

Bu türün üreme şekli yıllarca bilinemedi ve akvaryumlarda üretilemedi. Fakat nihayet başarıldı. Tabi bizim Ülkemizde başarılmamış olması üzücü noktası. Üstelik Çok kapsamlı bir akvaryumda değil ürediği akvaryum. Fakat artık balık şansı denilebilir, uzmanlık denilebilir bunun kararı sizde. Dişi erkek ayırması gerçekten çok zor bir türdür. Tamamen doğadan toplanan bu tür için, elbette bu üretimle doğadan toplanmalarının henüz önüne geçilemeyecek ancak, bir yerden başlanması güzel bir haber.

Genel olarak çöpçü olarak lanse edilen ve satılan bu türe, malesef haksızlık yapılmaktadır. Diğer tüm çöpçü olarak adlandırılan tüler gibi. Zor büyüyen bir türdür. Fakat, çöpçü muamelesi yapılmamış olsa büyüme hızı hatırı sayılır oranda artacaktır.

Makrakantalar, beyaz benek hastalığına duyarlıdır. Bu yüzden ani ısı değişimlerine çok dikkat edilmelidir. Ortamdaki canlılara bu hastalığı kısa sürede bulaştıracaktır. Nadiren de olsa, yavruları yedikleri görülmüştür. Yüzgeç dikenleri vardır, elle tutulmamalıdır, dikkatli olunmalıdır.

Akvaryumlarda dağılan yemleri tüketmesi beklenmemeli, dip yemleri ile beslenmelidir.

Tipik özellikleri.

* Balıkların dişleri vardır. Bunu en iyi balığın dip yemi yerken anlarsınız. Dipteki yemi yerken yeme yapılan her darbede tıkır tıkır diş sesleri gelir. Bu dişeri sayesinde de akvaryumlarınızdaki salyangozları tutup kabuğunda çıkarır.

* Balık sürü ablığıdır. beslerken birden fazla sayıda beslenmesi gereklidir. Bu durumda yem yerken birbirleri arasında yaptıkları mücadele seyredilmeye değer.

* Balık uyurken yan yatar ve uyur. Aman hasta ya da ölü zannetmeyin.

alıntıdır

Kribensis

Latince adı: Pelvicachromis pulcher

Köken: Doğu ve orta Afrika

Su değeri: (pH 5.0 – 7.0).
Boy: (5.5–12.5 cm or 2.2–4.9)
Tür : cüce çiklit
Bakımı: Kolay
Akvaryum balıkları içerisinde renk bakımından en güzellerinden bir tanesidir.Erkeklerin arka kısımları açık kahverengidir.Aynı renk sırt yüzgeci altında başı geçerek ağzının üstüne kadar devam eder.Yüzünün daha alt kısımları ve belin ön kısımları parlak mavidir.Karın yüzgeci ile anal yüzgeci arasındaki alan parlak şarap kırmızısı rengindedir.Sırt yüzgecinin kenarları ve kuyruk yüzgecinin üst kenarı kırmızıdır.Kuyruk üzerinde , üstte , etrafı kırmızı, siyah benekler balığa ayrı bir güzellik katar.

Dişiler erkeklerin yarısı boyundadır.Dişilerin başlarının alt kısmı yeşilimsi sarıdır.Sırt yüzgecinin üst kısmı ise altın sarısıdır.Karın kısmı erkeklerdeki gibi şarap kırmızısı rengindedir.

Üretimden önce balıklar canlı tubifex veya kurutulmuş tubifex tozu ile beslenerek kondisyon kazanmaları lazımdır.Üretim için seçilecek balıklar iyi gelişmiş olmalıdır.Akvaryumda su sıcaklığı 21-22 derecede tutulur.Akvaryumun içine dip kısmı açık küçük bir saksı konulması çok yararlı olacaktır.Balıklar yumurtlamaya yakın, zamanlarının uzun bir süresini bu saksı içerisinde harcamaya başlarlar.Bir kaç sonra dişinin saksı içinde durduğu ve erkeği içeri sokmadığı görülür.Çünkü yumurtlamış ve yumurtalara bekçilik yapmaktadır.Bu zamanda erkek hemen akvaryumdan alınmalıdır.2-3 günde yumurtadan yavrular çıkar.3-5 gün sonra yavrular serbest yüzmeye başlar.Bu zamanda dişide akvaryumdan alınabilir.Fakat bazı üreticiler balığı akvaryumun içinde tutar.Fakat bu bir nevi kumar olacaktır.Çünkü yavruları bir sürü gibi gütme eğilimde olan dişi belirsiz bir anda kendi yavrularına saldırarak yiyebilir.Yumurtlamaya yeni
başlamış piliç yumurtası çok katı kaynatılarak ve yumurta sarısı bir bezle ezilerek suya karıştırma yolu ile yavrulara verilebilir.Bir süre sonra artemia yemi verilerek normal yemlemeye geçilebilir.
Alıntıdır

Altın Baş Japon

Japon Süs Balığı adıyla anılırlar.Tüm dünyada, akvaryum ve havuzlarda çok yaygın biçimde sevilerek yetiştirilen bu balıkların Çin kaynaklı olan aslı gri-yeşil renkte bir sazangillerdendir. şekil olarak fark gösterirlerse de, önemsiz derecede ufak ayrılmalar dışında, gerek yaşama, beslenme ve gerekse üreme konusunda birbirlerine benzer karakter gösterir. Bunlar oldukça uzun ömürlü balıklardır. Çoğunlukla 10-15 sene yaşarlar. Her şeyi yiyerek beslenebilirler ancak kesinlikle ekmek verilmemelidir. Serin sulardan hoşlanırlar. En sevdikleri ısı 15 ile 20 derece arasıdır. Bu sebeple oda hararetinde yaşayabildikleri gibi soğuk ortamda ayrıca ısıtılmaya ihtiyaç göstermezler. Ortalama olarak 7-10 santim boyunda sakin karakterde bir balıktır. Ancak bazı tür balıklar tarafından kuyrukları didiklenerek rahatsız edildiğinden, ayrı olarak beslenmesi tercih edilmelidir. Bol havaya ihtiyaç gösterdiğinden en az 60 litrelik bir akvaryumda bakılmalıdırlar. Japon balıklarının soğuk suya dayanıklıları açısından akvaryumlarımızda her zaman yerini garanti etmiştir. Ve bir çok japon balığı besleyen arkadaşlarımız bu türün yavrulamayacağını sanır. Japon balıkları genellikle iş yerlerinde ve bürolarda dekoratif bir ortam sağlasın diye beslenir ama bu mantık bence yanlıştır hangi balığı beslersek besleyelim öncelikle doğal ortamlarını yakalamak ve ona göre beslememiz gerekir bürolarda ve iş yerlerinde besleyen arkadaşlar sadece süs olsun diye besledikleri bu türe karşı yanlış bir mantık sergilemektedirler.

Japon balıkları En tanınmış soğuk su balıklarıdır. Kökeni ‘Sazan’ balığından gelir. Bu balık cinslerinin yavrularının kahverengi yerine kırmızılaştıklarını görmüşler üretime devam ettikçe daha da güzel renklere ulaştıklarını görmüşler. Böyle bir üretimin farkına zamanla Çin’ de fark etti, bu durum geliştikçe diğer ülkeler durumdan haberdar oldu. Japon balıkları konusunda ne kadar uğraşsalar da Çin’ liler kendi ülkelerine götürerek konuya daha hakim olmuşlardır. Ve çok eski zamanlar da olsa Osmanlı hükümetine hediye bile edilmişlerdir. Japonlar taze balığı her zaman sevmişlerdir, şaka bir yana bu bir gerçektir fakat Japonya sahilinde pek balık bulunmamaktadır. Japonya da balıkçılar halkı doyurabilmek için daha büyük kayıklar yaparak daha uzak denizlere açılmışlardır. Ne kadar uzağa gittilerse dönmeleri de o kadar uzun olmuştur. çok uzağa gitmelerinden dolayı balıklar tazeliklerini kaybetmişler ve tazeliklerini kaybetmiş balıkların tatlarını sevmemişlerdir. Çok uzaklara gittikleri için tuttukları balıkların tazeliğini kaybetmemeleri için teknelerine soğutma sistemleri yapmışlardır.
Fakat bu seferde yeni tuttukları balıkların ve dondurulmuş balıkların farlarını tat olarak fark ederek dondurulmuş balıklara pek ilgi göstermemişlerdir ve bu dondurulmuş balıklara fazla para ödemek istememişler. Bu seferde Japonlar teknelerine dondurulmuş yerine büyük havuzlar yaparak yerleşim yerlerine balıkları canlı ve taze götürme çabasına girmişlerdir. Her zaman ters giden balık tutmaları bu seferde uzun süre tekne de yol almış balılar uyuşuk ve tatsız bir kıvamda olmuşlardır. Japonların her zaman ters giden balık tutma hevesleri yeni arayışlar içine sokmuştur. Teknelerinde tutukları balıkların yanına köpek balıkları atmışlar kurdukları havuzlarda kovalamaca olduğu sürece tuttukları balıkların hareketli olmaları yerleşim yerlerine kadar taze olduklarını fark etmişler.

Üreme akvaryumu olarak çok ufak bir akvaryum seçmezseniz daha iyi olur sanırım 60 litrelik bir akvaryum iyi olacaktır. Japon balıkları için üremeyi düşünüyorsanız eğer direkt güneş ışığı almayacak bir yerde olmasına dikkat ediniz. Akvaryumun ısısı en az 15 derece olmalıdır. Eğer balıklarınız bu durumda üremeye yanaşmıyorsa ısıyı biraz daha düşürmeniz yaralı olacaktır. Isıyı hemen düşürmek isterseniz akvaryumunuza buz da atabilirsiniz yalnız unutmamanız gereken buz olayını abartamayın. Japon balıklarını üretmek için sağlıklı dişi ve erkek lazımdır. Neden diye sormayın bu komik bir durumdur aslında çünkü dişi ve erkek aynı akvaryumda değilse çiftleşme olmaz demeyin erkek mutlaka diğer erkeğe mutlaka kur yapacaktır böyle bir durumda sizler iki erkeğin çiftmiş gibi biri erkek diğeri dişiymiş gibi çiftleşmeye çalıştığını sanabilirsiniz.

Japon balıklarının dişi ve erkek olduğunu ayırt etmek balığına göre çok zor değildir. Balıkları ayırt edilebilmek için ergenlik çağına erimiş ve de üreme mevsiminde üremeye hazır duruma gelmiş olmaları gerekir. Japon balıkları genellikle iki yaşına ulaşınca üremeye hazır duruma gelirler, ama bu bulundukları akvaryumun su ısısı, yedikleri yem gibi etkenlerden dolayı değişebilir. Üretmek için balık 2 ile 4 yasları arasında olmalıdır. Genellikle yaz ayları üreme mevsimidir. Aslında akvaryumda her zaman üreme denenebilir nedeni sorarsanız ısıyı istediğiniz zaman ayarlayabilirsiniz yani akvaryumun ısısını yükselttiğiniz zaman yaz olmuş gibi üremeye hazır olurlar.
Artık yumurtladığını düşünerek anne ve babayı ayırın yoksa yavrularını yemelerini izleyebilirsiniz. Tek bir dişi japon balığı bir kaç bin yumurta yumurtlayabilir tabi ki bu tek seferde olabilir. Eğer dinlendirilirse bir dişi japon balığı bir ayda bir kaç kere üreyebilir. Yumurtalar 18 ile 20 derece arasında tutulmalıdır ve filtreler çok yavaş çalışmalıdır. Yavrular 4 ile 5 günde yumurtadan çıkarlar. Daha alçak ısıda bu sure uzar. Yavrular ilk iki günde sadece oldukları yerde dururlar. Bundan sonra beslenmeye başlanabilir. Dişiler üreme dönemlerinde toplu olarak gezerler. Erkek japon balıkları üreme dönemlerinde kafa ve solungaç kapaklarının üzerlerinde kabarıklıklar oluşur. Birde erkek balıklar mutlaka bir kaç gün dişilerin etrafında gezerler. Üreme dönemlerini fark ettiğiniz zaman mutlaka iyi yemlerle yada kuru yemlerle beslemenizi tavsiye ederim. Japon balıkları 1 yaşında üreme çağına ulaşırlar. Aslında yavrulamaları için en güzel zamanları 3 yaşında ikendir. Üremeye hazır olan japon erkeği solungaç ve yan yüzgeçlerinde beyaz benek hastalığını andıran beyaz noktacıklar oluşacaktır. Bu durum her eşleşme döneminde mutlaka olacaktır diye bir kuralda yoktur. Japon balıkları 12 ile 26 dereceler arası yumurtlayabilirler ancak en uygunu 20 derecedir. Üreme dönemlerinde uzun kovalamacalar göreceksiniz ve erkek dişiniz karnına vurarak dişinin yumurtalarını saçmasını sağlayacaktır. Yumurtalar ilk şaçıldığı yere yapışır. Bu durumda dişi yumurtaları atarken gruplar halinde yumurtalarını atarlar. İlk seferde atılan yumurtalar daha sağlıklıdır. Dişi yumurtalarını atar atmaz erkek hemen yumurtaları döllemeye başlar. İyi bir dişi 500 ile 2000 arası yumurta verir. Döllenmeyen yumurtalar da yapışkandır, ancak birkaç saat içinde beyazlaşır. Mümkünse beyazlaşanları ayırmak gerekir, böylece daha çok yavru kurtarılabilir. Yumurtlama 3 saat sürer, yumurtlama bitince yumurtlar akvaryumda bırakılıp yumurtlayan çift ve varsa diğer tüm balıklar akvaryumdan alınmalıdır. Japon balıkları genellikle sabah ışığında sıcak sulara yumurtlar. Yumurtalar önce arkadan çıkmaya başlar. İlk önce kuyruğu fark edilir. Kafaları çıktığında boyları 1,5 ile 3 milimetre arası olur, tabi bu arada kocaman bir yumurta keseleri de kendilerine eşlik etmektedir.
Bu yarı saydam yavrular rahatsız edilmemelidir. 18 derecede 8 gün sonra hava keseleri dolacak, göğüs yüzgeçleri çıkacak ve ağzına sığacak her yemi yemeye başlayacaklardır. Bu süre sıcaklık arrtıkça düşer ancak sıcaklık arttıkça daha fazla yumurta mantarlaşır. Yavruları iyi yemlemeli ancak akvaryumdan 20 dakika içinde yiyemedikleri yemleri çıkarmalısınız. Balıklar büyüdükçe onları daha büyük akvaryumlara almanız gerekecektir. Yavruları yemlerken günde bir kere iyi haşlanmış bir yumurtanın iyi ezilmiş sarısı verilmelidir bunun yanında artemia dsa verilebilir. Yavruların doğduğu ilk dört hafta günde 3 kez yemleyin ondan sonra 4 aya kadar günde 2 kez ve en son artık balıklarınız tehlikeli zamanını atlattıktan sonra günde bir defa yeterli olacaktır. Yemleme yaptıktan sonra eğer yavrularınız yemlerin bir kısmını yemeden bıraktıysa mutlaka dip çekimi yaparak yenmemiş yemleri akvaryumdan alınız.
Japon balıkları sazangiller sınıfında kabul ediliyorlar. Carassius auratus Anavatanı Asya Çin’ dir. En fazla 13 ile 36 cm kadar büyüyebilirler. Akvaryumlarımızın demirbaşları arasında olarak bile tabir edebilirim, çocukluğumuzdan itibaren bildiğimiz ve halk arasında bu hobi ile uğraşmayanların bile bildiği bir balık türüdür. Sakin ve barışcıl bir akvaryumda bakılması gerekir. Etçil ve otçul olarak ta beslenebilinir. Üreme dönemlerini yumurta dökerek geçirirler. Gerekli ısı 14 ile 24 arasındadır. Japon balıklarının özelliklerinden biride değişken ısıya uygunluk göstermesidir. Bu tür için 80 cm’ lik akvaryum uygundur. Akvaryumun orta seviyelerinde gezerler yeni başlayanlar için en uygun türlerden biridir. Serin sulardan çok hoşlanırlar tropik balıkların aksine ısıtıcılarla ısıtılmayan akvaryumlarda da bile yaşayabilirler. Geniş ve iyi filtre edilen akvaryumlara gereksinim duyarlar. Genellikle ofislerde sıkça gördüğümüz fanuslarda ve ufacık akvaryumlarda bakılmaları bence yanıştır.
Akvaryum kumunu sürekli ağızlarına alıp tükürme alışkanlıkları nedeniyle suyun bulanmaması için güçlü bir filtreye gerek vardır. Japon balıklarının çok bilinen ve dayanıklı olması nedeni ile akvaryumlarda deneme amaçlı beslenmesi yanlış olsa da önüne geçilemiyen bir hal almıştır. Bu türün, Aslanbaş, Torbagöz, Oranda gibi isimler altında çeşitli şekillerdeki alt türleri üretilmiştir.

1- JAPON HAVUZ BALIĞI
Havuzlarda çok rastlanan bir türdür. Biçimli gövdeleri, parlak renkleriyle bahçeli evlerin süsü olarak ilgi çekerler. Çoğunlukla portakal rengi ve kırmızıdırlar. Beyaz, sarı, siyah, alacalı olanları da vardır. İlk balık sevgisi duyanlar için iyi bir başlangıç balığıdır. Dayanıklıdırlar, kolay ürerler, uzun ömürlüdürler.
2- ŞABANKİN
Havuz balıklarından daha küçük boyludurlar. Dayanıklı ve uzun ömürlüdürler. Ortalama 12 yıl yaşarlar. Gövdeleri ince uzun ve biçimlidir. Kuyrukları geniş ve uzundur. Anal yüzgeçleri gelişmiştir. Anca en çekici yönleri renkleridir. Şeffaf olan pullar derinin renk ve desenlerini aynen dışa yansıtır. Çok değişik renk düzenine sahip balıklar olmakla birlikte temel renkleri mavi ve menekşe rengi üzerine kırmızı, siyah, sarı beneklerdir.

3- KOMET
Gövdesi biçimsel olarak aynen Şabankin gibidir. Uzun, biçimli gövdeye ve gelişmiş bir kuyruğa sahiptir. İdeal bir havuz balığıdır. Fazla su gerektirdiğinden büyük akvaryumlarda beslenebilirler. Kışın donmayan havuzlar onlar için idealdir. Çoğunlukla kırmızı iseler de sarı ve metal rengi olanları da vardır.
4- YELPAZE KUYRUK
Bu tür, gövde yapısının değiştiği ilk kuşaktır. Gövde kısalmış, kalınlaşmış ve yuvarlak bir biçim almıştır. Kuyruk yüzgeci birbirinden ayrı iki parça halindedir ancak bu parçalar çatal biçiminde değil, düz kenarlıdır. Sırt yüzgeci ve anal yüzgeç son derece gelişmiştir. Bu tür, özellikle kış ayları içinde, havuzlarda bırakılmamalıdır. Çünkü 15 ile 20 derece ısıyı gerektirirler. İyi bir beslenme sağlandığı, özellikle canlı yem verildiği zaman Nisan-Ekim ayları arasında dört kez döl alma olasılığı oldukça yüksektir.
5- TÜL KUYRUK – PEÇE KUYRUK
Japon süs balıklarının kral ailesidir. Sırt, karın ve göğüs yüzgeçleri kuyruk yüzgeci gibi son derece gelişmiştir. Akvaryumlarda yetiştirilmeleri gerekir. Duyarlı ve nazik balıklardır. Karma akvaryumlar pek tavsiye edilmez. 18-22 derece su ısısı, berrak su, geniş akvaryum, bol oksijen, dengeli beslenme sağlıkları için gereklidir.
6- TELESKOP;
Gözler dışarı doğru çıkık olup kuyruk tek veya çift lobludur. Canlı yemleri, yeşillik ve algler kadar severek yerler. Göz biçimleri nedeniyle özenli beslenmeyi gerektirirler ve fazla ışıktan hoşlanmazlar.
7- ÇELESTİAL
Teleskop Japon balığının benzeridir. Bunda gözler yanlara doğru değil yukarıya doğru çıkıktır. Çok özenli bir beslenmeyi gerektirirler. Asla yukarıdan ışıklandırma kullanılmamalıdır. Yemlerinin yüzen yemlikler içinde verilmesini öneririz.
8-TORBA GÖZ
Bu balık çoğu akvaryum severler tarafından çirkin bulunmasına rağmen az bulunan değerli bir türdür. Bunlara “Ağlayan Göz” de denilmektedir. Bakımları konusunda Teleskop ve Celestial da olduğunca özen gerektirirler.
9- ASLANBAŞ
Baş biçiminin değişikliğiyle diğer Japon balığı türlerinden ayırt edilir. Baş iri, yuvarlakça ve aslan başını andırır biçimindedir. Alın kısmında yele yerini tutan köpüksü teşekküller başı süsler. Aslanbaşlarda sırt yüzgeci görülmez. Çok değişik renk düzenine sahip olanları vardır.
10- ORANDA
Baş biçimi olarak yukarıda belirtilen Aslanbaş’a benzer. Ancak Oranda’da, Aslanbaş’ ın aksine sırt yüzgeci görülür.
11- İNCİ GÖVDE
Bu tür Japon balıklarının gövdesinde bulunan inci taneleri görünümündeki teşekküller balığa çok çekici bir görünüm kazandırır.
alıntıdır

Arapayma

Türün gereğinden fazla avlanmasından dolayı, günümüzde bu büyüklükte bireylere rastlanmamaktadır. Dili yaklaşık 1,5 metre uzunluğunda ve kemiklidir. Bu yüzden, arapayma Osteoglossiformes (kemik dilliler) takımında yer alır. Dilinin sert yüzeyi Amazon yerlileri tarafından odun zımparalamak için kullanılır. Oldukça hızlı büyür. Genç bireyler, yetişkin erkek bireyler tarafından korunur.

Arapayma Amazon’da yaşar ve hem bu bölgede, hem de çoğu dilde “Pirarucu” diye adlandırılır.
Peru’ daki en büyük balık türü. Güney amerika tatlı sularında yaşayan dünyanın en büyük balığı. 3 metre boy ve 100 kilo ağırlığa ulaşmaktadır.

Kafası ince-uzun, yassı, pulsuz, sırt ve an üs yüzgeçleri kısa olan arapayma, Amazon ırmağının ve kollarının durgun sularında nisan-mayıs ayları arasında, derinliği 15 cm’ yi genişliği 50 cm’yi bulan çukurlar açarak yumurtala­rını içlerine bırakır. Amazon bölgesi halkı için önemli bir besin kaynağıdır; ama birçok kesimde soyu gün geç­tikçe azalmaktadır.

Eski bir Amazon efsanesine göre Pirarucu, Güneybatı Amazon’da bulunan Uaiás adlı bir kabilede yaşayan bir yerliymiş. Kabile şefi olan babası Pindarô’nun çok iyi bir adam olmasına rağmen Pirarucu, çok cesur ama kalpsiz bir savaşçıymış.

Sahip olduğu güçten dolayı kibirlenen Pirarucu, bir gün, babasının komşu kabileyi ziyarete gitmiş olmasından yararlanarak, kendi kabilesindeki insanlara eziyet etmiş ve tanrıları eleştirmiş. Tanrıların tanrısı Tupã, Pirarucu’yu izlemiş ve yaptıklarına çok kızmış. Onu cezalandırmak için yıldırım ve sel tanrıları olan Polo ve Iururaruaçú’yu çağırmış. Tanrılar nehir kenarında balık tutmakta olan Pirarucu’nun üzerine sel ve yıldırım göndermişler. Tupã’nın nefretiyle kabaran suları ve düşen yıldırımları farkettiği halde Pirarucu, tüm bunları görmezden gelerek gülmüş. Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış. Pirarucu kaçmak istemiş ama af dilemeyi reddettiği için Xandoré kalbine bir yıldırım saplamış.

Pirarucu hala canlı olduğu halde, çevresindeki herkes korku içinde ormanı terk etmiş. Onun bedeni ise nehrin derinliklerinde dev ve karanlık bir balığa dönüşmüş.

Güney Amerika’da Amazon Nehri’nde yaşayan Arapaima Gigas türü tatlı su balığı, 5 yıl önce henüz 30 santimetreyken, işadamı Okan Duran tarafından Gebze Darıca’daki Boğaziçi Hayvanat Bahçesi’ne verildi.

Arapayma kısa sürede 3 metre uzunluğa ve 100 kiloya erişince yeni bir akvaryuma taşınması şart oldu. Havuzun suyu boşaltıldıktan sonra havluya sarılan balık, beş kişi tarafından sedyeyle taşınarak yeni akvaryumuna konuldu.

alıntıdır

Yakop

Latince Adı: Aulonocara jacopfreibergi

Habitatı ve Anavatanı: Malawi gölünün kayalık mağara bölgeleri
Beslenme Biçimi: Etçil
Davranış Biçimi: Agresif
Kendi Türlerine Davranışı: Orta derece agresif
Yüzme Seviyesi: Dip-orta seviye
Cinsiyet Ayrımı: Dişiler solgun renkli iken, erkekler çok renkli ve genellikle koyu çivit mavisi renginde olurlar.

Üreme: Dişiler ortalama 40 adet yumurtayı 22 – 26 gün ağızda kuluçka yapar
Sıcaklık: 25 – 26 °C
En Fazla Büyüdüğü Boy: Erkekler 15cm,dişiler daha küçük olur.
En Az Akvaryum Hacmi: 200 lt
Su Sertliği: Sert
pH: 7.8 -8.6
Zorluk Seviyesi: 3
Genel Yorum: 25 – 26 °C derecenin çok az üstü ve altındaki sıcaklıklara toleransları vardır. Sularına biraz tuz eklenebilir ama onsuzda sağlıklıdırlar.

alıntıdır

Sarı İmparator

Latince Adı:Aulonocara baenschi

Habitatı:Malawi gölünün iç kısımları.Kumluk,kayalık geçiş bölgeleri,8 – 20 metre derinliklerinde bulunurlar.

Beslenme Biçimi:Etçil.Küçük su canlıları.

Kendi Türlerine Davranışı:Barışçıl

Davranış Biçimi:Barışçıl

Üreme : Dişiler ortalama 20 ile 25 adet yumurtayı ağızda kuluçka yaparlar.

Sıcaklık: 24 °C – 28 °C

En Fazla Büyüdüğü Boy:Erkekler 11 cm ile 12cm arası,dişiler 7 cm ile 9 cm arası.

Su Sertliği:Çok sert

pH: 7.2 – 8.2

Yüzme Seviyesi:Her seviyede yüzebilirler.

Alıntıdır.

Borleyi

ı» Malawi Cichlidleri \ Copadichromis borleyi (Kadango)

Latince Adı: Copadichromis borleyi
Coğrafik Kökeni: Malawi Gölü’nün kıyı şeridi boyunca hemen hemen her kayalık alan.
Yaşam Alanı: Kayalık, orta – sığ derinlik.
nellikle
Beslenme Biçimi: Hem etçil Hem otçul, doğada ger plaktonlarla beslenir.
Davranış Biçimi: Barışçıl
Kendi Türlerine Davranışı: Orta derecede agresif.
Yüzme Seviyesi: Taban – Orta
Cinsiyet Ayrımı: Erkeğin parlak turuncu bir vücudu ve koyu mavi/mor bir kafası vardır. Dişiler ve gençlerin gri vücutları, turuncu ya da sarı yüzgeçleri vardır.
Üreme: Başarılı bir üretim için bir erkeğe 3-4 dişi düşmesi tavsiye edilir. Yumurtlama genellikle kaya veya düz bir yüzeyin üzerinde olur. Dişiler ortalama 50-60 adet yumurtayı 30 gün ağızda kuluçka yaparlar. Yavrular artemia ve ezilmiş pul yemle beslenebilir.
Sıcaklık: 24°C – 26°C
En Fazla Büyüdüğü Boy: 15 cm.
En Az Akvaryum Hacmi: 200 litre.
Su Sertliği: Orta – Çok sert
pH: 8.0 -8.5
Zorluk Seviyesi: 2
Genel Yorum: Malawi Gölü’nün büyük güzel cichlidlerinden biridir. Çok yumuşak huylu bir türdür, cinsel olarak aktif olmayan birden fazla dişi ve erkek aynı akvaryumda tutulabilir. Erkekler kur esnasında hafif agresif olurlar. İlk kez 1960 yılında Iles tarafından keşfedilmiş ve başlangıçta Haplochromis borleyi olarak bilinmiştir. Daha kaliteli ve hızlı büyüyen balıklar için düzenli su değişimi ve tank bakımı yapılmalıdır.

Alıntı..

Kırmızı Flas Barb

Latince Adı: Puntius denisonii

Habitatı ve Anavatanı: Hindistan. Hızlı akan bol bitkili nehirler.

Beslenme Biçimi: Hem etçil em otçul. Verilen kaliteli kuru yemleri kabul edeceklerdir.

Davranış Biçimi: Barışçıl

Kendi Türlerine Davranışı: Barışçıl

Sıcaklık: 15 – 25 °C

En Fazla Büyüdüğü Boy: 15 cm

En Az Akvaryum Hacmi: 120 lt

Su Sertliği: Bol oksijen verildiği sürece türlü şartlara adepte olabilir.

pH: 6.8 – 7.8

Genel Yorum: Aşırı hareketli türlerle bakılmamalıdır. 5 – 7 yıl arası yaşarlar. En az 4’lü gruplar halinde beslenmelidir.

bakterim.net

Kaplan Barb

Bilimsel adı: Systomus tetrazona

Yaygın adı: Tetrazon, Kaplan Barb

Familyası: Cyprinidae

Dağılımı: Borneo Adası’nda, hem Sarawak ve Kalimantan Eyaletleri olmak üzere Malezya tarafında hem de Endonezya tarafında bulunur. Sumatra Adası, Singapur, Avustralya, Kolombiya ve Surinam gibi çeşitli yerlerde de sonradan salınmış popülasyonları vardır. Vahşi bireyler hobide pek görülmez; satışa sunulanların çoğu, Uzak Doğu ve Doğu Avrupa’daki çiftliklerde üretilmiş olanlardır.

Habitatı: Ormanlık arazilerde akan ve görece temiz suya sahip akarsularda görülür. Bu sular, çürüyen organik atıklardan yayılan tanenler yüzünden hafif kahverengi olabilir. Zemin çoğunlukla kumluk ve çakıllık veya kayalıktır.

En fazla ulaşabildiği boy: 6,5 cm.

En az akvaryum hacmi: 85 litre, küçük bir sürü için yeterlidir.

Akvaryum kurulumu: İyi kurulmuş bir akvaryumda rahat edecektir. Dekoru az olan bir akvaryumda ise hafif solgun bir görünüme bürünür. Loş bir aydınlatma ve zeminde koyu renkli malzeme kullanımı, en iyi renklenmesini kazanması açısından yararlı olacaktır. Ağaç dalları, kütükler ve yüzey bitkilerinin bulunduğu yoğun bitkili bir kurulumda ise seyrine doyum olmaz bir hâl alabilir.

Sıcaklık: 22 – 26°C

pH: Akvaryumda üretilen bireyler su şartlarına oldukça dayanıklıdır ve pH 6,0 – 8,0 aralığında rahat edebilirler. Vahşi bireyler içinse hafif asidik veya nötr su daha uygun olur.

Sertlik: 5 – 20°H Vahşi bireyler, yumuşak sulardan daha çok hoşlanır.

Beslenmesi: Genel anlamda hepçildir ve doğada diyatomlarla, alglerle, küçük omurgasızlarla ve doku artıklarıyla beslenir. Akvaryumda da özel gereksinimleri olmaz. İyi kalitede kuru yemler ve bir miktar bitkisel besin temel yem olarak, su piresi veya artemia gibi küçük canlı veya dondurulmuş yemler de ek olarak verilmelidir.

Uyumluluğu: Karma akvaryumlarda agresif ve yüzgeç yiyici bir balık olarak adı çıksa da bu ünü, akvaryumlarda yetersiz sayılarda tutulduklarında sergilediği davranışlardan ileri gelmektedir. Sürü balığıdır ve sürü içerisinde bir hiyerarşi gelişir; rakip erkekler dişilerin ilgisi ve kendi pozisyonları için sürekli mücadele hâlindedir. Grupta en az sekiz ila on birey bulunmalıdır. Bu ve daha yüksek sayılarda olduklarında, hem balıkların ilgisi akvaryum arkadaşlarından ziyade sürü içerisine kayar hem de daha etkili ve doğal bir görünüme bürünürler. Rakip erkeklerin varlığı, erkeklerin çok daha güzel renklenmeye sahip olmasına neden olacaktır ve aralarında rekabet izlenmeye değerdir.

Çok utangaç, yavaş hareket eden veya uzun yüzgeçli balıklarla bir arada tutulmaması gereken, görece sert bir türdür. Birçok cichlid ile canlı doğuran ve labirentli tür, ideal akvaryum arkadaşı olamaz. Kendisiyle benzer büyüklükte olması şartıyla Pethia cinsindeki birçok tür, rasboralar, danioninler ve botialar gibi dayanıklı Güneydoğu Asya balıklarıyla bir arada olması önerilir. Biyotop akvaryumu kurulmayacaksa vatozlar, çöpçüler ve gökkuşağı balıkları da eklenebilir.

Cinsiyetinin ayırt edilebilirliği: Cinsiyet ayrımı yapmak zor olabilir ama erkekler genel anlamda daha küçük boyda kalır ve dişilere göre daha az yuvarlak karınlara sahip olurlar. Ayrıca erkekler, dişilere göre daha yoğun bir renklenme sergiler; erkeklerin kırmızı burunları ve yüzgeçlerinde daha canlı kırmızılıklar olur.

Üremesi: –

Notlar: Hobide hemen hemen her yerde bulunan bir türdür ve seçici üretimle türetilmiş birkaç süslü biçimi de büyük popülerlik kazanmıştır.

‘Yakut’, ‘albino’ ve ‘altın’ varyeteleri özellikle yaygındır ama ‘platin’ ve ‘mercan kırmızısı’ varyeteleri de vardır. Bu varyetelerin farklı gereksinimleri yoktur ve bakımları yukarıda belirtildiği gibi yapılabilir.

Ne yazık ki çiftliklerdeki iç üretimin derecesi, balıkların genetik olarak zayıf ve hastalıklara ve fiziksel deformasyonlara karşı yatkın olmaları sonucuna yol açmıştır.

Ayrıca bu tür, iğrenç bir uygulama olan yapay boyama uygulamasına kurban gitmektedir; zalimce ve şüphesiz acı verici bir süreç olan boyama, renkli boyaların balığa tekrar tekrar enjekte edilmesi şeklinde uygulanır. Herhangi bir akvaryumcunun veya akvaristin bu boyalı balıkları satın almasını önermiyoruz.

akvaryumhabitat.com

Pirana

Güney Amerika’daki akarsularda yaşayan, küçük ama yırtıcılığıyla dikkat çeken bir düzineyi aşkın balık türü Pirana adıyla bilinir. Bu balıklar tetralar gibi, saldırgan olmayan çok renkli birçok akvaryum balığının akrabasıdır. Piranalar çok geniş bir alanı kaplayan Amazon havzasındaki akarsularda ve Orinoko gibi yakınındaki ırmaklarda yaşarlar. İçlerinden 4-5 tür özellikle tehlikelidir. Ancak pacular (otçul piranhalar) saldırgan değildir.
Özellikleri
Piranaların en belirgin özelliği iri ve sivri dişleridir. Güçlü kaslara bağlı alt ve üst çenesinde sıralanmış olan ustura gibi dişler ağız kapandığında birbirlerine sıkıca kenetlenir. Böylece pirana kendinden çok daha iri olan avından büyük parçalar koparabilir.
En büyük pirana türü Brezilya’nın doğusunda yaşayan ve uzunluğu 60 santimetreyi bulabilen piranadır. (Pygocentrus piraya)
Piranaların son derece yırtıcı olduğu eskiden beri söylenip yazılmıştır[kaynak belirtilmeli]. Gerçekten binlerce balıktan oluşmuş büyük sürüler halinde yaşayan piranaların suya giren ya da düşen sığır ve kapibara gibi iri hayvanlara saldırdığı bilinmektedir. Ama çoğu pirana türü diğer balıklar ve suya düşen meyve, tohum gibi bitkisel maddelerle beslenir. Piranalar ailelerine çok bağlıdır ama kan kokusuna dayanamaz. Örneğin pirananın annesi yaralanmışsa ve pirana kan kokusunu duyarsa hemen annesini yer.Yani huy ve fiziki yapıdan (diş ve kaslar) binevî köpek balıklarına benzerler. Bazı bölgelerde insanlar piranaların bol bulunduğu suların yakınlarına bile girmek istemezken, bazı bölgelerde piranalarla ilgili hiçbir saldırı olayına rastlanmamıştır. Bu balıkların özellikleri çok açken, üreme döneminde ya da büyük sürüler halinde dolaşırken büyük hayvanlara saldırdıkları sanılmaktadır[kaynak belirtilmeli]. Dişi piranalar yumurtalarını su bitkilerine yapıştırır, erkekleri de bunları yavrular gelişip çıkıncaya kadar korurlar.
Piranha anatomisi

SIRT YÜZGECİ; Sırt yüzgeci balığın dik durmasını sağlar. Bir nevi omurga görevi yapar.
ADİPOSE YÜZGECİ; Bu yüzgecin ne işe yaradığı bilinmez. Karasin grubu tüm balıklarda vardır. Etli bir yapıya sahiptir.
KUYRUK YÜZGECİ; Balığın su içinde ilerlemesini sağlar. Sağa ve sola hareket ettirerek balık suyu yarar ve ilerler. Ayrıca dümen görevi yapar ve balık kuyruğu sayesinde yönlenir.
ANAL YÜZGEÇ; Sırt yüzgeci ile birlikte omurga görevini üstlenir balığın dengede ve dik durmasını sağlar. Ayrıca bazı balıklarda üremeye yardımcı olur. (Lepisteste olduğu gibi)
KARIN ve GÖĞÜS YÜZGEÇLERİ; Balıkta kol bacak yerine geçerler. Bu yüzgeçler sayesinde manevra yaparlar. İleri geri yaptıkları hareketler ile balık ani fren yapabilir ya da yavaşlayabilir. Kumu karıştırmak ya da yumurtalarına oksijeni bol su yönlendirmek için göğüs yüzgeçlerini kullanırlar.
Piranalarda beslenme

Pygocentruslar; Piranhalar doğada avlanarak beslenen canlılardır. Akvaryumda da bu güdü ile beslenirler. Yem attığınızda bazen korkak davranışlar sergilerler. Aslında bu korkak davranışlar avını yanıltmak ve onu kaçmasını engellemek içindir. Geri çekilip bir iki kere yaklaşıp kaçarlar ve daha sonra aralarından bir balık ilk ısırığı alır. Balığın kaçışı kalmamıştır ve saliseler içinde diğerleri de saldırır. Sürü oluşturacak kadar minimum sayıda balık beslemiyorsanız. Balık bu güdüleri kaybedecek ve parçalama işini bırakacaktır. Böyle bir durumda ufak parçalar halinde yem vererek balığı beslemek gerekir. En az 5-6 balık ile oluşturulacak küçük sürü balıkların birbirinden kuvvet almasını sağlar ve kendinden 3-4 daha büyük bir canlıya bile saldırabilirler. Piranhaların saldıramayacağı avın boyutu sürüdeki balık sayısına bağlıdır. Onlar saldırırken tek vücut olurlar ve hepsinin oluşturduğu kütleden daha büyük bir canlıya saldıramazlar. Genelde leş vb. şeylerle beslenirler. Fakat sürekli olarak bu tip yiyecekler bulamayıp açık sularda gördükleri hareketli canlılara da saldırırlar.
Serrasalmuslar; Asalak balıklardır. Genelde pygocentruslardan fırsat bulamazlar. O yüzden genel beslenme şekilleri başka balıklar üzerindendir. Kendi boylarında ya da daha büyük balıkların yanlarında dolaşıp acıktıkça balıktan parçalar kopartırlar. Balık bir hafta veya daha kısa sürede iyileşecektir. Fakat bu arada yeni bir yarası daha olacaktır. Balık kaçana kadar peşinde dolaşıp durur ya da artık balığın kaçacak hali kalmaz yaralarından dolayı hastalanmıştır ve ölecektir ki o ölmeden onu parçalayıp yer. Aslında işlerini garantiye alıp hiç aç kalmayan balıklardır. Pygocentruslar uzun süre aç kalıp daha sonra haddinden fazla beslenirler. Serrasalmuslarda bu yoktur. Bir pygocentus’a nazaran daha büyük cüssesi vardır fakat buna rağmen daha da küçük mideleri vardır. Az yiyerek karınlarını doyurabilirler ve kuraklık zamanında daha fazla hayatta kalma şansları vardır.

vikipedi